Tarladan Aidiyete

Tarih:

Yazarın diğer yazıları;

Esnemek, Yola Çıkmak ve Karşılaşmak

Affedersiniz, Bu Alan Konforlu mu? "Konfor alanı" kavramının üzerine artık...

Timsah midesinden notlar

Merhabalar, Dostoyevski'nin adını çok sık duymadığımız ama buna rağmen...

Bir benzin istasyonu bana motivasyon hakkında ne öğretebilir?

Hiç şehir dışına çıktın mı? Arka koltukta güneş vurmayan...

Geçmiş hapishanesi

Arabayla giderken güneşin bizimle hareket etmesinden bizi takip ettiği...

Bir motivasyon kaynağı olarak: Amerikan Kartalı

Bazen öyle anlar oluyor ki her şey olmadığı kadar...

Nisan yağmuru insanı paklar mı?

Mektebin yeni silinmiş deterjan kokan koridorlarında siyah iskarpinlerimin tok...

Mücella

Uyandım da sabah uykumdan, göremedim, Balkonumuzdaki karanfile sordum seni. Dedi usulca...

Uzanmaya utandığımız 2. şeker

Ne çabuk unuttun çocuk; Bayram sabahının sütmavisi gökyüzünü, Hoca İbrahim ile...

Otobüsten inmiştim ve eve gidiyordum. Elinde broşürler olan bir adam benimle hemen hemen aynı mesafede duran kadına broşürü uzattı ve şöyle dedi :
– Dünya malı dünyada kalır. İki çocuğum var….. Cümlenin devamını duymasam da ne hakkında olduğunu tahmin edebilmiştim. Ama beni asıl düşündüren adamın ‘Dünya malı dünyada kalır.’ demesiydi. Bugüne kadar çok kez duymuştum bu lafı ama düşüncelerle boğuşurken bunu duymuş olmam daha bir başkaydı. Aklıma okuduğum bir yazıyı getirdi bu hüzün dolu söz. Her şey, dedim kendi kendime. Her şey iki ekili arazinin arasına kimin arazisi belli olsun diye çizgi çeken adamla başladı. O gün, insan aidiyet duygusu nedir onu keşfetti. Sahiplenme arzusu… İnsanlar dünyaya vücudu dışında bir şeyi olmadan geliyor. Öylesine boş, öylesine yardıma muhtaç… Doğduğunda yanında arabası, iPhone’u, evi yoktu. Neden insan ölmeyecek gibi yaşıyor? Doğarken bunca şey beraberinde gelmediyse buradan giderken neden kendisiyle gelsin? Bu kadar basit olan bir mantığı düşünmekten alıkoyan alışveriş çılgınlıklarını kim çıkartıı? Al, al, onu da al, bunu da al… Durdurun dünyayı, bir dakika. Nereye gidiyoruz? Bütün bu mal varlığımız elimizden yitip gidecekken neyin aidiyeti bu? Neden hep daha yenisi? Neden alışveriş artık ihtiyaç için değil de rahatlamak için? Kapitalizm mi öğretti bunu sana yoksa Modernizm mi? Sahip olduğun gibi uçup gidecekler birer birer …Her gün biraz daha kök salıyoruz dünyaya karşı. Dünyaya olan muhabbetimiz daha da artıyor. Başkaları açlıktan son nefesini teslim ederken Azrail(a.s)’ye biz yemekleri ara sıcak,tatlı diye ayırıyoruz. Kaşıklarken çorbayı açgözlülükten önüne perde inmiş gözün tatlıyı arıyor masada.Sence bunlar adil mi? Bunların hesabı sorulmayacak mı sence? Vakit sorgulama, düşünme, elindekine kanaat etme vaktidir.

Çünkü saçıp-savuranlar, şeytanın kardeşleri olmuşlardır; şeytan ise Rabbine karşı nankördür. (İsra Suresi / 27)

Eyüpcan Işık
Eyüpcan Işık
Gökyüzü sinmiş hikayelerin fedaisi.

Mail bültenimize abone olun

Yazılardan haftalık mail ile haberdar olun.

Son yazılar