içinde

Teşekkür ederim Maria

teşekkür

Saat bilmem kaç ki? Saatin kaç olduğu kimin umurunda? Bir yanımı huzur kocaman sararken, bir yandan parçası olduğumun gülümsemesi olduktan sonra neyin önemi var ki?
Orhan Veli’yle birleşiyorum yatmadan önce. ”Ölünce biz de iyi adam oluruz” diyoruz. Karşılıklı konuşup hayatı, yaşamı döküyoruz kelimelerimizle kulaklarımıza.

Artık gaybana geceler yok. Artık o lanetli bitmeyen, bir türlü sonuca ulaşamayan karanlık yok. Çünkü sen yoksun. Sana olan düşüncelerim yok. Mesela yüzün hiç gelmiyor aklıma, sesini hiç bir duvar yankılamıyor… Ne güzel şey değil mi? İnanmadım, sensiz, bizsiz bir hayatın beni ne kadar huzurlu ve mutlu edeceğini. Bu sefer dillerimin döktüğü kelimelere yüreğim şaşırıyor. Artık karanlık kuytularda sonu değil bir başlangıçı düşlüyorum. Sen Maria, sen! Bu kez yarattığın acıları değil yüreğimi oku. Yüreğimden geçen sahili oku. Biliyorum zor olacak senin için. Bir çok kitapta belirtilir; sanatı sevmeyen yüreği sadece bir organ olarak algılar. Bu kitapları çok uzaklarda arama Maria. Bu kitaplar aklımdan bir çok kez yazdığım kitaplardan birisi. Senin hakkında bir kez bile olsa düşünememek, ne yaptığını hakikata soramamak; ne güzel iş değil mi ya?
Ben sende öğrendim her şeyi. Aşkın derinliğini, bir çift gözde kaybolmayı, bir bakışın güçlü bir adamı ağır ağır eritmesini. Aslolan huzursuzluğu, mutsuzluğu, bir an önce ölüm ihtiyacını ben her şeyi sende öğrendim, teşekkür ederim.

Senden sonra bir huzursuzluk çöktü aynadaki adama. Bir çaresizlik… Bir rezillik sardı kişiliğini. Sanki huzuru sende öğrenmişim gibi, sen gidince hep huzursuz olacağı bilinci gibi. Lakin Maria, tüm huzur senin gitmendeymiş. Her şey için teşekkürler. En çok teşekkürü aklımdan, beynimden, yüreğimden gidişin hak ediyor.

Sahi senin gözünden bakmak dünyaya, kendime bakmak senin gözünden ne kadar da kötüymüş. Acımasız ve vicdansız birinin gözlerinden ancak böyle görünürmüş dünya. Her yer karanlık, lanet, acımasız, umutsuz; yarınsız. Senin bu yalan dolan hikayen, benim aşk dolu bir bağlılık söz konusu olan hikayemdeki marifet gidişin miydi, gelişin miydi? Daha karar veremedim. Yüreğiminde pek umrunda değil zaten. Bazı şeyler cevaplanmadan maziye karışmalı.
Bak, her şey bitti artık. Ne çaresiz adam kaldı ortalıkta ne de boşvermiş bir adam. Artık bu hikayenin değil (hikayeler kısa olur çünkü) bu romanın adı ”Tecrübeli bir başlangıç romanı.’
Seninle geçen ve senden sonra geçen bir kaç zamanı ‘bir kayboluş hikayesi’ olarak hatırlayacağım.
Her şey için teşekkürler Maria. Bu sefer damağıma ulaşan çay gidişinle şenleniyor. Teşekkür ederim…

Ne düşünüyorsun

Sarı Yazar

Yazar Evren Sarı

"Kafamın içinde dönen, bir türlü kimselere anlatamadığım dünyayı anlatmak için yazıyorum."

Kilometrelerce uzaktaki insanların yüreğine, ruhuna dokunabilmek bir nefestir, ifadesini kullanan, yazılarında varoluşçuluğu benimsemiş yazara edebiyatçılar tarafından "Düşünen Adam, Bohem, Ölüm Yazarı" gibi lakaplar takılmıştır. "Düşünen Adam, Bir Şair Adamın 118 Günlük Öyküsü ve Çaresiz Adamdan Uzak Diyarlara Mektuplar" kitaplarını yazmıştır. Ona sosyal medya hesaplarından ulaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın