in

Kız kardeşlik (Sisterhood)

Okuma Süresi: 2 dk

Öncelikle merhaba arkadaşlar. Son zamanlarda üzerine düşündüğüm ve araştırdığım bir mesele var ki bence çok iyi anlaşılması gerekiyor. Biz kadınlar, hemcinslerimizle ne kadar doğru iletişim kuruyoruz? Ne kadar birbirimizin haklarını gözetiyor ve arkasında duruyoruz? Bu soruları hiç kendinize sordunuz mu? Ben sordum ve kötü bir yanıt aldım. Ne yazık ki gerek ülkemizde gerekse dünyada kadın kadının rakibi, düşmanı gibiymiş gibi bir algı var. Peki bu algıyı değiştirebilir miyiz? Evet, değiştirmek yine biz kadınların elinde. Değişimi sağlamak, birbirimize sıkı sıkıya sarılmak ve destek olmak için bir sürü nedenimiz var. En önemli  nedenimiz ise ”adil bir yaşam”. Adil bir yaşam tüm kadınların ortak arzusudur ve olmalıdır. Adil bir yaşamı ise eğitimle, söz sahibi olmakla ve bende varım diyebilmekle elde edebiliriz. Tüm bunları yapabilmek ise bunları erkeklerden istemek ya da beklemekle olmuyor. Öncelikle kadının uyanması, ayağa kalkması ve hareket etmesi gerekiyor. Kendi geleceği ve hayalleri için hareket eden her kadın kolay ya da zor sonunda adil bir yaşam arzusuna kavuşacaktır. Elbette bu konuda erkeklerinde rolü yok değil, var ama ufak bir rol bu. Destek olmak! Tek yapmaları gereken ayakları üzerinde duran kadına destek olmak, yanında olduğunu hissettirmektir.

Gelelim ”kız kardeşlik” kavramına. Kavram; temelde birbirinin haklarını gözeten, birbirinin iyiliğini düşünen kısaca, düşman kesilmeyen kadınları anlatmaktadır. Birbirimize kız kardeşlik yaparak çok yol katedebiliriz. Aslında aynı yolda yürüyen ve temelde aynı hayallere sahip olan tüm kadınların birlikte güçlü olması lazım. Birbirimizi rakip görmek yerine bir düşünelim. Her zaman daha güzel, daha zeki, daha zayıf, daha….. kadın olacaktır. Önemli olan kendinin farkında olmak, mutluluğu benliğinde yakalamaktır. Kendisi ile olan meselesini halleden tüm kadınları ”kız kardeşim” demeye ve omuz omuza yürümeye davet ediyorum.

Rapor et

Ne düşünüyorsun

1 Yorum

Düşünceni belirt
  1. Kadınlar, kapitalist sistemde iş yerinde de evde de ikinci plânda kalmaktadır. Bu anlamda güzel bir konuya değinmişsin. Ancak ben ‘sorun’un çözümünü kız kardeş birleşmesinde görmüyorum. Nitekim Aslı Boyner ya da Arzuhan Yalçıner fabrikada veya tarlada çalışan bir kadınla kendisini eş görmez. Bir gün iki gün reklam amaçlı destek olur, ertesi gün birisi durakta otobüs beklerken diğeri jipiyle geçer gider. Burada erkeklere, özellikle sınıfsal anlamda eşit olan erkeklere çok büyük görev düşüyor. Aynı sınıfta olan erkek ve kadın omuz omuza verip bu düzeni yıkmalıdır.

Bir cevap yazın