Ana sayfaKültürEdebiyatVatanı Olmayan Tren

Vatanı Olmayan Tren

Tarih:

Yazarın diğer yazıları;

Esnemek, Yola Çıkmak ve Karşılaşmak

Affedersiniz, Bu Alan Konforlu mu? "Konfor alanı" kavramının üzerine artık...

Timsah midesinden notlar

Merhabalar, Dostoyevski'nin adını çok sık duymadığımız ama buna rağmen...

Bir benzin istasyonu bana motivasyon hakkında ne öğretebilir?

Hiç şehir dışına çıktın mı? Arka koltukta güneş vurmayan...

Geçmiş hapishanesi

Arabayla giderken güneşin bizimle hareket etmesinden bizi takip ettiği...

Bir motivasyon kaynağı olarak: Amerikan Kartalı

Bazen öyle anlar oluyor ki her şey olmadığı kadar...

Nisan yağmuru insanı paklar mı?

Mektebin yeni silinmiş deterjan kokan koridorlarında siyah iskarpinlerimin tok...

Mücella

Uyandım da sabah uykumdan, göremedim, Balkonumuzdaki karanfile sordum seni. Dedi usulca...

Uzanmaya utandığımız 2. şeker

Ne çabuk unuttun çocuk; Bayram sabahının sütmavisi gökyüzünü, Hoca İbrahim ile...

İşte geldim, buradayım. Şöyle her zaman hayal661783 ettiğim gibi bir trenle başlangıç yapmak daha iyi olacak sanırım. Peki nedir bu “Vatanı Olmayan Tren” ? Hiç Bitmeyen Kasabası’na giden bir tren bu. Siyah metalimsi rengi, başında dumanı… Viyadüklerin selamladığı ama İsviçre vatandaşlığı olmayan bir trenden bahsediyorum.
İsviçre’ye olan düşmanlığımdan değil, sadece etiket istemiyorum. İsmi konulmayan yerlerin treni olsun bu tren. Her türlü kalıp düşüncenin, ön yargının, etiketlerin olmadığı bir yerin treni olsun istiyorum sadece. Bazı şeyler el değmemiş haliyle güzel…

Trenin her iki yanında sürüp gidb3s-hlwcyaagfsaen kavaklar olsun mesela. Yazmaktan bir an başımı kaldırdığımda kendilerini seyre dalayım. Neden bu kadar sık dizildiklerini merak edeyim, şüphe duyayım onlardan. Bir şey sakladıklarından mı çok sıkı fıkılar yoksa aralarındaki bağ mı onları bir arada tutan ? Böyle bir merak içinde olayım mesela. Hem kim bilir ki? Her karanlığın arkasından bir gizem yatacak diye bir şart yok ya!

Harry Potter’daki tren gibi içinde özel odalar olsun. Sürekli kalem ve mürekkep dağıtımı yapan bir servis hizmeti olsun. İkili ikili karşılıklı oturalım. Yazdıklarımızı ” şimdi bu benim dediğimi saçma bulur” kaygısı gütmeden gösterelim yazdıklarımızı birbirimize. İmge avına çıkalım, ağaçlardan tefekkür edelim. Ama havanın böyle güneşli falan olmasına gerek yok, yağmur lazım bize yağmur. Her bir damlası beyinde düşünce tsunamileri oluşturan yağmurlardan bahsediyorum. Havada kurşuni bir grilik olsun mesela. Edebiyatçıların içinin karartmayıp daha çok düşünmeye sevk eden bir grilik… Arada bir durup mola verelim, yanımızda uzayıp giden kavakların yanına çöküp yağmuru dinleyelim. O bir yandan söylesin söyleyeceğini biz onu dinlermiş gibi görünüp önümüzde uzanan sonsuz yolun perspektifindeki gizemi çözmeye çalışalım. Damlacıklar kelimelerimiz olsun ….

Eyüpcan Işık
Eyüpcan Işık
Gökyüzü sinmiş hikayelerin fedaisi.

Mail bültenimize abone olun

Yazılardan haftalık mail ile haberdar olun.

Son yazılar