içinde

Vicdan ?

vicdann

Mutlu musunuz ? Gününüz güzel geçiyor mu ? Oh, iyi işte yuvarlanıp bizde gidiyoruz. Peki ruhun nasıl arkadaş ? Ruhun temiz mi ? Irmak’ı Özgecan’ı Mrs. Todd’u Sezgi’yi veya bir başkası aklına gelince huzurun, vicdanın da rahat mı ? Hani kadınlarımızı, kızlarımızı, bebeklerimizi (!) kısıtlıyoruz gönlün rahat mı ? Biliyorum arkadaş, cümlelerim sitemkarca. Lakin merak ediyorum, arkadaş.
Düşünsene bazı oksijenimizi tüketen varlıklar yüzünden bizim can parçalarımız o sevdiği saçlarını açamıyor, en çok sevdiği eteğini giyemiyor. Can parçamız diyorum ya; lafı geçince sahipleniyoruz, seviyoruz diye belli ediyoruz ya o kişiler. Hani tekmelenen ”insan”, yakılan ”insan”, tecavüze uğrayan ”insan” onlardan bahsediyorum. Etek giymiş ablamız suçluya bak sen! O kadar kişi arasında açık giyilinir miymiş ? Peki arkadaş, onu seven, sahiplenen yok muydu ? Bunları söylerken aklıma bir an anlam veremediğim Can Yücel’in sözü geldi. ”Bana şiirlerinde küfür etme diyorlar usulsüz..Lan bu kadar …..nu nasıl anlatayım küfürsüz?” Ne oldu ağır mı geldi arkadaş ? Artık çok iyi de anlıyorum bu cümleyi. Üstad çok iyi demiş diyorum. Şimdi bu cümle bazıların ağrına gitmiştir. O insanların ağrına gitmemiştir değil mi !? Belki insan yüzüne bakamaz ama kadın sonuçta değil mi ? Değil mi hakim amca ? Şort giymiştir şort… Tahrik mi ediyormuş, evet evet tahrik oldum yahu. Pişmanım. Öyle mi arkadaş, böyle konuşuyorduk değil mi ?
Yeterince rahatsız değil misin ? Sıfatını demeye tabir bulamadığımız insan mı oluyordu ? Onları bu hale biz getirdik arkadaş! Her şeyin sorumlusu biziz. Yazıklar olsun bize; kadın yapınca fahişe oldu, erkek yapınca milli oldu. Yazıklar olsun bize! Emin ol arkadaş, onlar ölmüşse bizim yüzümüzden, bu hepimizin suçu. Artık sende şikayetci değil misin arkadaş ? Her şey bizim ellerimizde, ”artık elimizden gelenin daha fazlasını yapalım.” Biz yaptık, biz düzeltelim.
Öyle bir mahkemeye çıkacağız ki, Hakimin, BİZZAT KENDİSİ ŞAHİT.
03:19 28.10.2016

Ne düşünüyorsun

Sarı Yazar

Yazar Evren Sarı

"Kafamın içinde dönen, bir türlü kimselere anlatamadığım dünyayı anlatmak için yazıyorum."

Kilometrelerce uzaktaki insanların yüreğine, ruhuna dokunabilmek bir nefestir, ifadesini kullanan, yazılarında varoluşçuluğu benimsemiş yazara edebiyatçılar tarafından "Düşünen Adam, Bohem, Ölüm Yazarı" gibi lakaplar takılmıştır. "Düşünen Adam, Bir Şair Adamın 118 Günlük Öyküsü ve Çaresiz Adamdan Uzak Diyarlara Mektuplar" kitaplarını yazmıştır. Ona sosyal medya hesaplarından ulaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

yorumlar