LoadingSonra oku

Çalışmanın bu kısmında Protestan ahlakın hangi süreçlerden geçerek amaç rasyonelliğe dönüştüğünü ve modern kapitalizme ortamı nasıl hazırladığını Weber’in bakış açısıyla inceleyeceğiz. Yahudilik, Hristiyanlık– Katolikler, – Protestanlık, İslam, Budizm gibi büyük dünya dinlerinin içerisinde Max Weber’e göre sadece Protestanlık modern kapitalizmi üretmiş, diğerleri üretememiştir. Max Weber, asketizm, rasyonellik ve kapitalizm ekseninde Protestanlığı merkez almış ve diğer tüm dinleri Protestanlık ile karşılaştırmıştır. O, bu konularda Peygamberli, yani vahye dayalı dinlerle, doğa düzen ilişkili dinleri ele alarak bunlardaki İlah tasarımlarını teoloji merkezli İlah ve evren merkezli İlah olarak ikiye ayırmıştır. Teoloji merkezli dinlerde İlah, kişilik ve irade sahibi, her yerde hazır ve nazır bulunan bir İlah iken evren merkezli dinlerde İlah tasavvuru kişilik sahibi olmayan bir İlahtır.

Weber bu farklı İlah algılamalarının insanların davranışında da önemli etkilere ve farklılaşmalara yol açacağını düşünmüştür. Kişilik ve irade sahibi bir İlahla olan ilişki elbette kendisini doğa düzen şeklinde yansıtan bir İlahla olan ilişkiden farklı olacaktır. İlk durumda, insanlar kişilik sahibi bir İlahın kendilerini gözetlediğini hissederek onun rızasını ve lütfunu kazanmaya çalışacaklardır. İkinci durumda ise böyle bir şey söz konusu değildir. İnsanlar sadece kutsal düzene katılmaya çalışacaklardır.

Max Weber, meslek ahlakındaki gelişimi ve dönüşümü, çeşitli dinleri ve mezhepleri inceleyerek, kapitalist ruhu bulmaya çalışır. Ona göre bu ruh sadece modern kapitalistlerde mevcuttur. Ona göre Çin, Hindistan gibi ülkelerde kapitalizm vardı fakat bu ruhtan yoksun bir kapitalizmdi. Weber kapitalist ruhu taşıyan insanları; geniş ölçüde dine mesafeli fakat tamamen düşman olmayan gösterişten, gereksiz lüksten ve toplum içinde fark edilmekten hoşlanmayan, asketik eğilimi taşıyanlar olarak tanımlar.

Kapitalist ruh, birçok merhale kat ederek modern kapitalizm şeklini almıştır. Weber, Pawlus ve Luther’in düşüncelerinde bu merhaleleri incelemiştir: Luther, İncil yorumunda net bir şekilde meslek olgusunu öne çıkarmış ve insanların para kazanmalarını zenginlik için değil mesleki rolünün hakkını vermesi açısından bir gereklilik olduğunu ön plana çıkarmıştır. Max Weber, Luther’in meslek kavramının kapitalist ruhun içeriğinden uzak olduğunu belirtmiş fakat ona göre Luther, Protestan meslek anlayışını dünyevî tek ödev olarak vurgulamıştır.

Asketik Protestanlığın belirleyici dört tarihi taşıyıcı kadrosu olduğunu belirten Weber bunları: Kalvinizm, Pietizm, Methodizm ve Baptismi olarak belirtmiş ve bu Protestan tarikatların birbirinden kesin çizgilerle ayrılamadığını vurgulamıştır.

Kapitalizmin daha çok geliştiği kültür düzeyi yüksek ülkelerde, 16. ve 17. yüzyıllarda büyük siyasal ve kültürel mücadeleler veren tarikat Kalvinizm idi. Max Weber’e göre Kalvinizmin sahip olduğu İlahi takdir öğretisi ile modern kapitalizm yakın ilişkilidir. Calvin’e göre Allah özgür olduğu için herhangi bir yasaya tabi değildir. İnsanın kaderi de yine ona göre karanlık bir sır perdesi içindedir. Kendisine ezelde yazılan kaderi tek başına yaşayarak ezeli kurtuluş aramak Reform dönemi insanlarının özelliği niteliğinde olmuştur.

Dünyasal asketizm, insanları içgüdülerinin baskısından ve doğaya bağımlılıktan kurtarmak için eylemlerini ve onların ahlakî sorunlarını devamlı olarak kontrol altına alma çabasıdır. Weber, asketik kişilerin hoşlanacağı şeyin servet değil ekonomik faaliyetleri meşru tarza icra etmek olduğunu vurgular. Bunun dışında İlahî lütfu gölgeleyen her şey yasaktır. Sosyal ilişkilerin olduğu bu dünya dahi baştan çıkarıcı bir alemdir. Max Weber, o dönemdeki asketizmin, aşırı ölçüde servet edinme fikrine karşı yaklaşım olarak Calvin’in önerdiği dünya ile ilgilenme düşüncesinden kesin bir şekilde ayrıldığını belirtir.

Asketiklere göre zaman israfı en öldürücü günahtır. Onlar o kadar önemliydi ki malayani şeylerle ilgilenmeyi uygun bulmuyorlardı. Ayrıca dünyacıl Protestan asketizmi para hırsını bireysel olduğu noktada aşağılar, servetin sadece toplumsal ihtiyaçların giderilmesi ve Allah’ın arzusu olduğu için kabul edilebileceğini belirtir. Kapitalizmin doğmasında etkili olan hayat tarzının gelişmesi Weber’e göre, evrensel ilkeli dinî ahlakın bir sonucudur. Diğer yandan bazı asketik mezhepler işçilerin kazanma peşinde koşmayıp bir ruhban gibi hayat sürmeleri gerektiğini savunmuştur.

Kapitalizm derinleştikçe amaç rasyonellik bireylerin davranışlarına etkin bir şekilde belirmeye başlamış git gide Protestan ahlaka yer kalmamış ve ahlakî değerler yerini faydacılık anlayışına bırakmıştır. Habermas’a göre; modern, rasyonel ve kapitalist dünya eğer kendi kanunlarına tabi olursa dinî kardeşlik etiğine ulaşmak bir o kadar zor olur. Weber, asketizmin dünyaya yeni bir şekil verdiğini ve tarihte eşi olmayan bir şekilde maddi şeylerin insanlar için egemen olduğunu ifade eder. O kapitalizmin insanları acınası bir duruma mahkûm ettiğini söyler fakat bunun için bir çözüm önerisi sunmaz.

Çoğunlukta oluşan kanının aksine kapitalizm sadece ekonomik sonuçları olan bir sistem değildir. Bu sistem sosyo – ekonomik bir yapıya sahip olup, ekonominin yanında siyaset, bilim, dünya görüşü gibi alanlarda da köklü ve yapısal değişimleri içerir. Max Weber, inanç ahlakının rasyonelleşmesi üzerine yoğunlaşarak az önce sayılan tüm alanların din ve ahlaktan koparak sekülerleştiğini dile getirir. Ona göre dinden ve ahlaktan koparak sekülerleşen hayat insanlar için bir demir kafese dönüşmüştür. Batı’ da kültür alanında en önemli sekülerleşme bilim alanında olmuştur.  Bu alanda İbn-i Sinacı metafizik biliminde “meta” atılmış ve sadece fizik ile ilgilenilmiştir. Rasyonel ve deneysel bilgi, seküler görüşün yükselmesine ön ayak olmuş ve dinî yaklaşımlar etkisini kaybetmiştir. Bu konuda en önemli dönüşüm ise ekonomi ve devlet yönetiminde kendini göstermiş, sekülerleşme sonucu yönetim din ve ahlaktan uzaklaştırılmıştır. Weber’e göre farklı dünya düzenlerinin uzlaşamamasının sebebi rasyonelleşen dünyanın anlamsızlığıdır. Rasyonalistlerin aklı vahyin yerine koymaları vahye olan ihtiyacı bitirdiği gibi zamanla akla olan ihtiyacı da ortadan kaldırmıştır.

 

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment