Bu bölümde inceleyeceğimiz konu Almanya’nın Türkiye konusunda Avrupa Birliği menfaatlerince hareketini inceleyeceğiz. Bir yandan birlik menfaatini savunurken diğer yandan ulusal değerleri hareket etmek zorunda olan Almanya’nın hareketlerine ve izlediği politikaların mantığına inmeye çalışacağız.

2. AVRUPA BİRLİĞİNDE ALMANYA’NIN YERİ

Yönetim biçimi parlamenter cumhuriyet olan Almanya, 16 eyaletten oluşmaktadır. Avrupa siyasetinde yüksek nüfusu ve ekonomik gelişmişliği ile kilit rol oynamaktadır. Dünyanın 3. büyük ekonomisi ve en çok ihracat gerçekleştiren ülkesidir. II. Dünya Savaşı sonrasında, savaşı kazanan devletler tarafından Batı ve Doğu Almanya olmak üzere ikiye bölünmüştür. Batı Almanya, 1955 yılında NATO’ya katılmıştır. Dahası, Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu’nun (AKÇT)  ve AET’nin kurucu üyelerindendir. Bölünmüş Almanya tek vücut olduktan sonra NATO ve AB içinde daha aktif bir rol almaktadır. Örneğin 1999 yılında, temel dış politikasında farklı olarak, NATO’nun Yugoslavya’ya düzenlediği operasyona barış gücü göndermiştir. Son dönem Alman dış politikasının en esaslı parametreleri arasında çok yönlülük dikkat çekmektedir.[1]

 

3. AVRUPA BİRLİĞİNİN TÜRKİYE AÇISINDAN ÖNEMİ

Türkiye; Sovyet tehdidi sonucu, kuruluşundan beridir uygulaya geldiği tarafsızlık ilkesini bırakarak, dış politikasının temel eksenini, Marshall Planı çerçevesinde Batı’ya çevirmiştir. Menderes yönetiminde 1952’de NATO’ya üye olan ülke, 1959’da da Avrupa Ekonomik Topluluğu’na (AET) -AB’nin ilk oluşumudur- üyelik başvurusunda bulunmuştur. Buradaki itici motivasyon, Yunanistan’ın AET başvurusu ve Türkiye’nin Batı’daki etkinliğini kaybetme kaygısı olmuştur. Temeldeki amaç, Avrupa ile siyasi ve ekonomik ilişkileri ileri bir seviyeye taşımaktır. Başvuru, 1963’de kabul görmüştür ve üç evre belirlenmiştir: Hazırlık, Geçiş ve Sonlandırma. 1973’de, bu ortaklığın geçiş dönemindeki koşulları ve gümrük birliğinin çerçevesini çizen Katma Protokol imzalanmıştır. Fakat Türkiye-AET ilişkisinde 1970’li yıllar, ekonomik ve siyasi nedenlerden ötürü, genel olarak duraklama dönemidir. Zaten Türkiye 1978’de, dördüncü beş yıllık plan süresince yükümlülüklerinin dondurulmasını ve 8 milyar dolarlık yardım yapılmasını talep etmiştir.[2]

Türkiye, hali hazırda dış ticaret hacminin büyük bir bölümünde Avrupalı devletlerle yapmaktadır. Günümüzde, Avrupa Birliği ve Türkiye arasında Gümrük Birliği konusunda dabir takım anlaşmalar yapılmıştır. Avrupa Birliğine girmek Türkiye’ye ticaret konusunda yaralı olmasının dışında sosyal anlamda ve uluslararası saygınlık konusunda da bir takım faydalar sağlayacaktır. En azından Türkiye’nin başından beri uğraştığı Avrupalılaşmak çabasının sonunu Avrupa Birliğine üye olarak mutlu bir sona ulaştırabilecektir.

[1] İsmail Ermağan, “ Avrupa Birliği Bağlamında Türkiye Almanya İlişkileri”, Mustafa Kemal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2012, sayı 20, s. 73.

[2] Ermağan, a.g.m. s.74

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment