Harbiden  nereden çıkmış bu doğum günü kutlaması?

Kimimiz çok seviyoruz, kimimiz önemsemiyoruz, kimimize de bir hüzün veriyor doğum günü kutlamaları. 

Ben sevenlerdenim. Dünya’nın Güneş’in etrafında dönüşünün bir gününde, “hayat” dediğimiz o uçsuz bucaksız yolun bir anında gelivermişim. Bir mum da üflemeyeyim mi? Benim çocukluğumdan günümüze geldikçe benim için doğum gününün anlamı değişti. Doğum günü kutlama yolları da değişti elbet. Nezaketen Facebook duvarına yazanlarımız var mesela ya da biraz daha önemsediğimiz kişilere WhatsApp mesajı attıklarımız var.

Bunlar bana pek bir anlam ifade etmiyor. Önemli olan o “anı” paylaşmak. Mutlu edecek küçük sürprizler hazırlamak.  Uzakta da olsan telefonla arayıp bağıra bağıra “iyi ki doğdun ” demek, sevdiğini arayıp onun yerine pasta kesip üflemek mesela. Koşa koşa arkadaşının yanına gidip sarılmak. Doğum gününü ilk kutlayabilmek için telefonun başında dakikaları saymak…  Yıllar sonra dönüp geçmiş doğum günü fotoğraflarına bakıyorsun da “ne çabuk geçmiş zaman” diyorsun kendine, bugünden o güne geçen zaman senin tüm hayatın oluyor. 

Doğum günlerinin insanın geçmişine, bugününe ve yarınına bakmak için bir fırsat olduğunu düşünüyorum. E tabi doğum günü kutlamalarının da bir tarihi var:

Tarihte ilk defa milattan önce 3000’de Mısır’da yapılmış. Kutlamalara eş, dost, hizmetçi hatta köleler bile katılıyormuş. Mısır ve Pers medeniyetlerinden Yunanlara doğum günü adetine burada pasta kesme adeti de eklenmiş. Ay’ın ve avcılığın tanrıçası Artemis için her ayın altıncı günü yeniden doğuşunun şerefine kesilen pastaya Ay ışığını simgeleyen mumların ilavesi de bu devirlerde olmuş. Ondan sonra da gelenek haline gelmiş…

Bana kalırsa doğum günlerini anlamlı kılan ve onu gelenek haline getiren şeyin altında yatan duygu bir parça  umut. Yeni hayaller, yeni aşklar, dostlar ve belki de yeni hüzünler… 

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment