22…
O kadar uzun ve dolu dolu bir yaştın ki sana nerden başlayacağımı, seni nasıl anlatacağımı bilemiyorum. Seninle yolculuğumuza başlarken tutmanı istemiştim. Ama sen bana bırakmanın ne olduğunu, nasıl iyi geldiğini gösterdin. Teşekkür ederim…
Bana iyi gelmeyen insanlardan gitmeye başladım. Kendime varana kadar da gittim. İyi ki…
Okumak için inat ettiğim ama bir türlü ilerleyemediğim o kitabı sonunda bıraktım. Kendi kitabımı yazmaya başladım. İyi ki…
Bedenimde yaralara sebep olacak kadar dert ettiğim tüm sorunlarımı canım Ceycey’imle yaptığım havuz kenarı konuşmasında bıraktım. Islak havluların üstüne omzumdaki yükleri attım. İyi ki…
Ama bir yandan da tuttum. Ailemin elini sıkıca tuttum. Annemin elleri kırışmaya başlamış. Babamın sımsıkı sarabilen kolları yumuşamış. Abim ne kadar da büyümüş. Ve ben de büyüdükçe canım halam küçülmüş de aynı yaşa gelmişiz sanki. İyi ki…
Öğrencilerimin o minik ellerini tuttum. Kötülükle daha tanışmamış o güzel gözlerine baktım. En kötü günlerde bile bana koşup sarılmalarına tutundum. Onların aslında tek isteği olan şeyi yaptım. Onları gördüm ve duydum. Aslında anlatacak ne çok şeyleri varmış. Belki çalıştığım okulu bıraktım ama her bir öğrencimle geçirdiğim sayısız anıyı tuttum. İyi ki…
Ve ekledim.
Kalbi sevgiyle dolu olan yeni insanlar ekledim. Kendimi tanıttım onlara ve beni duydular. Sonrasında ise ben konuşmadan beni anlamaya başladılar. Benimle hastane yataklarında da beklediler. Gözyaşlarım arasında konuşmaya çalışmamı da. En çok da kahkahalarımı duydular. Yaptığımız kahvaltılarda, araba yolculuklarında, üst üste içtiğimiz kahvelerde en çok duyulan şey oldu kahkahalarımız. İyi ki…
Bir de güzel kokan o çocuk. Kokusunun ardında gizlediği tüm yüklerine, yüzünün her bir çizgisine aşık oldum. Soframın boş kalan sandalyesine yerleştirdim onu. En karışık anımda düğümlerimi çözdü farkında değil belki. Her gece ettiğim dualara ekledim ve tuttum onu. İyi ki…
Teşekkür ederim. Pınar’a, Halit’e, Gamze’ye ve yine Gamze’ye, Hazal’a, Ahmet’e, Zehra’ya, Ceyhun’a, Erol’a, Sayime’ye, Fazıl’a, Elif’e, Aslı’ya, Nisa’ya, Safure’ye, Arda’ya, Sezgi’ye, en çok da kendime teşekkür ederim. Öfkemi ışıklı sokak lambalarına asıp devam ettiğim için. Zorlamayı bıraktığım için. Düşünmeyi azalttığım için. Kendim olabildiğim için. İyi ki varım. İyi ki varlar.
Her güzel şey biter, her şey güzel bitmez. Sen çok güzel geçtin ve bittin ama ben devam edeceğim 22. 23’e kollarımı kocaman açtım bana getireceklerini kucaklamaya hazırım.
23…
Ulaşılmaz sandığım bir yaşa daha geldim seninle. Hadi seninle bir şeylere ulaşalım. Mutluluğun doruk noktalarına, acıları olgunlukla karşıladığımız o yere, annem kadar güzel yemek yapmaya ve dahasına. Senden hiçbir şey istemeyeceğim. Bu yaşımda da böyle olsun istiyorum.
Benim sürpriz kutum ol. Bana aklıma gelmeyecek güzellikler getir. Çünkü ben senlinle elimi değdiğim her şeyi güzelleştirmeye hazırım.
Hazırsan başlayalım. Hoş geldin 23.
