Ana sayfaEdebiyatHikaye/ÖyküYaşam ve Ölüm Arasında

Yaşam ve Ölüm Arasında

Tarih:

Yazarın diğer yazıları;

Sessiz Bir Mektup

Sevgili günlük, Henüz yaş yetmişe değmedi, bu güzel bir...

Ah benim kanayan dizlerim

Kelimeler uzuyor dallardan, boyum küçük, yetişemiyorum. Uzandıkça ellerim küçülüyor,...

Bu handa insan yalnızca yolcu

İnsan nedir? Yaşam nedir? Yaşamak nedir? Yaşamın içinde insan...

Biri Açık

Dilimde aynı sual, hatırımda aynı çehre. Hep böyle zamanlarda...

Kaçık

“İnsan dört duvar arasında çokça düşünüyor hayatını, gerçekleri, doğruyu,...

Hayır olur mu?

Beklerdim yıllardır nazlı yarî,Hiçbir şey vuku bulmaz,Şu harab-ı ziyan...

Büyük Aldanış

İşittim ki, gülüp geçmişsin her anına inci adanan zamana Görmeyeli...

O ilacı aldım şuanda. Ve bacaklarım uyuştu. Kafamın arkasında bir sertlik oluştu. Annemin haberi bile yok. Belki de son kez yazıyorum bu yazıyı belki de gönderemeyeceğim. Şunu söylemek isterim ki. İnsan ölümün ucunu küçücük bile görse her şey çok değişiyor. Düşünsene belki yarın yataktan kalkamayacağım. Okurken ne kadar kolay değil mi ? Sabah uyanamamak, gözlerimi açamamak… Belki bir gün yalnız yürürken kenara savrulup düşeceğim. Sonrası durum belli. Ne derler o zaman. Bir genç öldü derler mi? İyi bilirdik mi derler ? Yoksa sol tarafın üstüne 1 2 saatlik fotoğrafımı yerleştirip, çok üzüldük mü derler ? Ben ölümü doktorun gözlerimin içine bakarak ölebilirsin demesi ve annemin gözlerinin içine bakarak ”hayır anne önemli bir şeyim yok” dediğimde öğrendim. Ve şuan düşünüyorum da. (Midemden gelen acı kokular içinde) O kadar not. O kadar çalışmak veya başka türlü tüm şeyler… Güzel bir mesleğimiz olacak, paralarımız olacak, hayat ha ? Hayat bu sonuçta değil mi ? Hepsi şuan anlamsız. Hayat öyle bir şey ki. Kıymetini ”bir şeylerin ucunu azıcık görse” de anlıyor insan. Şuan bir bakıyorum da çok isteklerim varmış. Bir gün mutlaka birini yapmak için zamanım vardı. Ertelemişimdir. Artık zamanım yok, belki. En azından farkındayım. Hücreler her yerimi kemirirken, güzel düşünemiyorum güzel okurum benim. Ellerimin ucu da hafiften uyuştu. Bir okurum var ki; belki tutsaydı bu ellerden. Kanser mi kalırdı. Keşke bilseydi: Adına ne şiirler, yazılar yazılıyorda sonrasında siliniyor. Bilirsiniz silmek huyum değildir ama imkansızlıklar vardır kanser hücresi gibi çaresiz bırakır insanı. Okurum, ya ben onu son kez görmüşsem ? Bir daha göremeyecek miyim ? Ben olmazsam ne yapar ki o ? Düşünsene kimsenin haberi yok yürüyorum. Sonrasında yere yığılıyorum. O bacaklarımdan belime doğru müthiş bir ağrı. Tam ayağa kalkayım derken kalbimden gelen bir acı ve yorgunluk hissi. Ve her şey yavaşlıyor gözünüzde, kimse de görmüyor. O zaman neyi düşünürüm acaba biyoloji sınavını mı kimya sınavını mı ? Hayat ha, bu kadar ucuz mu ? Ölümde doğum da Allah’tan gelir. Allah cümlemize hayırlı ölümler nasip etsin…

23:27 01.12.2016

Evren Sarı
Evren Sarı
"Kafamın içinde dönen, bir türlü kimselere anlatamadığım dünyayı anlatmak için yazıyorum." Kilometrelerce uzaktaki insanların yüreğine, ruhuna dokunabilmek bir nefestir, ifadesini kullanan, yazılarında varoluşçuluğu benimsemiş yazara edebiyatçılar tarafından "Düşünen Adam, Bohem, Ölüm Yazarı" gibi lakaplar takılmıştır. "Düşünen Adam, Bir Şair Adamın 118 Günlük Öyküsü ve Çaresiz Adamdan Uzak Diyarlara Mektuplar" kitaplarını yazmıştır. Ona sosyal medya hesaplarından ulaşabilirsiniz.

Mail bültenimize abone olun

Yazılardan haftalık mail ile haberdar olun.

Son yazılar

Önceki İçerik
Sonraki içerik

1 yorum yapıldı.