Dolunaydan bir eksik ay.
Dolunayı bir geçe.
Tam gibi gözüken ama
bir parçası eksik olan.
Fark edilmeyen.
Eksikliğini fark ettirmeyen.
Hakkında ‘Ne güzel mehtap,’ denilirken
içte hep hilal kalan,
mehtap olamayan ay.
Yine de parlayan,
yakamozlar yaratan
ama hala tamamlanmayı bekleyen
o muhteşem gök cismi.
Doğru zamanın gelmediğini bilen
-ya da geçtiğini-
ve o anın eksikliğini belki de
daha önce hiç bu kadar hissetmeyen.
Yine de, işte
mehtap ismi.
Ne tamamlanmaya bir kala kendisiydi.
Ne tamamlanınca kendisi olabildi.
Ne eksik kalınca kendisi kalabildi.
Dolunaydan bir eksik.
Dolunayı bir geçe.
Belki de en güzel haliydi.
