içinde ,

Irak İşgali ve Türkiye Ekseninde Gelişen Olaylar

kerkuk musul 1277

Bu yazımızda uzun süredir üzerinde kafa yorduğum ve etkilerinin halen günümüzde de geçerli olduğunu düşündüğüm bir konu üzerinde fikir yoğunlaştırması yapacağız. Amerika Birleşik Devletleri Irak’a barış ve demokrasi götürmek adı altında müdahale de bulunmasında hiç şüphesiz en önemli ülke pozisyonunda Türkiye yer almaktaydı. Bu olaylarda Türkiye’nin yeri ve rolüne bir göz atalım:

Arap dünyasının aksine Türkiye çok hareketliydi. Üst üste gelen krizler geniş bir çevreyi etkilemiş, Kuzey cephesinin açılmasıyla müttefik askerlerle omuz omuza savaşınca doların akacağı düşünülmüş, böylece başarı sağlanmış olacaktı. Değerlendirilmesi gereken fırsat stratejik önemin yeniden artmasıydı.

Korkulan şey yeni rakiplerle birlikte Türkiye’nin fedailiğinin sona ermesidir. Bunun için önlemler alınmalıydı. Öncelikle Avrupa yanaşma imkânı değerlendirilmeliydi. Aynı zamanda Irak’taki ABD’nin müttefiki olan Kürtlerin olması da ayrı bir heyecandı. Liberallere göre Amerika her zaman haklı, Kürtler çağdaş yöntemlerle halledilmeliydi. Amerikayla stratejik işbirliğini yakalamak, maddi kazanç sağlamak ve Kürtleri halletmek konusunda tüm kesimler hem fikirdi.

Milli birlik ve beraberlikte birleşen bütün kesimler Amerika ile omuz omuza savaşa girmesi gerektiğini savunuyordu. Üs, limanlar, havaalanları vesaire ABD’ye açılması gibi hazırlıklar yapıldı. Ancak tezkerenin çıkması lazımdı. Bunun içinde bir engel yoktu. Ancak beklenilen olmadı. Nasıl olursa tezkere geçer düşüncesiyle oylamaya katılmayan üyeler salt çoğunluk sorununu hesap etmemişti. Bush, Tayyip Erdoğan’dan kolay sözüyle yardım konusunda cevap almış olmasına rağmen üç oyun eksik olması dolayısıyla salt çoğunluğun sağlanmamış olması tezkerenin geçmemiş olması paniğe sebep olmuş ABD’ye yeni bir tezkere sözü verilmiş bununla birlikte iki girişimde bulunulmuş:

-Maddi fayda sağlamak

-Kürt oluşumunun engellenmesi için gerektiği kadar askerle savaşa katılması

Ama Amerika’ nın buna harcayacak zamanı yoktu. İlk Amerikan bombası 6 Mayıs’ta Türkiye’de patladı.

Amerikan Savunma Bakanı yardımcısı bunun sebebi olarak tezkerenin geçmemesini gösterdi. Genelkurmayın üstüne düşeni yapmadığını son kararın onlara ait olduğunu zaten tam olarak üç darbe olduğunu da ekledi. Genelkurmayın görevini yapmamasının nedenini de yazar; Amerikalıların zaten her şeyi planlayıp hesapladığını düşünmüş kendilerine bu konuda pek ihtiyaç olmadığını dolayısıyla hevesleri kaçmış olabileceğini bu yüzden geri planda kaldığını savunuyor.

Hurşit Tolon’un tezkerenin reddini uygun görmüyorum; «Ben Irak’ta olsaydım birkaç havaalanı yapar, transit geçişi sağlar ve buyurun geçin» tarzındaki sözleri de Genelkurmayın ABD yanında savaşma isteğinin belirtisidir.

«Buyurun geçin» liberal kapitalizmin bir ilkesidir. Tıpkı Genelkurmay gibi Başbakan Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan’da aynı sıkıntıdaydı. Zaten Abdullah Gül, ABD ile ilişkilerin her şeyin üstünde olduğunu savunuyordu. Milletvekili seçilmesinin ardından Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül ve Bülent Arınç ikinci tezkerenin meclise sunulmasını görüşmüş nihayet tezkerenin TBMM’ye sunulmasına karar verilmiştir.

Bunun için Bakanlar Kurulu, Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında olağanüstü toplandı. Türkiye zaten Amerika karşısında her şeyi yapmaya razı idi. Paradan bile vaz geçebilirdi. İşgal gerçekleşecek, Türkiye her türlü Amerika’ya bağımlıydı. Bush, karargâhının Türk tarafıyla kaybedecek vakti yoktu.

20 Mart 2003’te Amerikan, İngiliz orduları saldırıya geçti. Fakat bekledikleri gibi çiçeklerle değil, ciddi bir direnişle karşılandı. Bu ABD’de soğuk duş etkisi yapmıştır. ABD, sadece hava sahasını kullanmak istediğini belirtmiş, çünkü ikinci plan devreye girmişti. Gazeteci Sedat Ergin, savaşın Türkiyesiz de olabileceğini söylemiştir.

Gül, tezkere ve hava üsleri için ekonomik yardım talebinde bulunmuş önce «bir milyon dolar» gibi olumlu bir teklif almış sonrasında gelişmelere bağlı olarak reddedilmiş istenilen sonuca ulaşamamıştır. Bir süre liman, hava alanı ve askeri üs kullanılmış bütün bunların yanında bir de bir grup Türk askerinin Süleymaniye de yakalanıp başlarına çuval geçirilerek kundaklama, kışkırtıcılık ve sabotaj planlamakla suçlanmış, her şey birbirine karışmış, herkes her şeyi savunuyordu.

Ne düşünüyorsun

Bir cevap yazın