Her zaman hikayeler yazmak istemişimdir. Aslanların
aynı kafede randevulaştığı yavru bir ceylan, timsahın
denizde beraber yüzdüğü balıklar belki kurbağa,
nehirde karşıdan karşıya kurbağanın sırtında geçen
akrebin kurbağaya zehir yerine bir avuç çerez verdiği,
ormanın birinde de fillerle sabah yürüyüşü yapan yavru
bir kedi hikayesi güzel olmaz mıydı?

Bir günün en güzel gecesinde alkollü araba kullanan
tavşan kaza yapmış, sokak lambasını yere yıkmış
tüm sokaklarımızı karanlığa teslim etmiş. O sırada
oradan geçen trafik polisi olay yerine tabiri caizse
uçmuş. Trafik polisi olan kartal olay yerine iniş
yaparken aynı anda çevrede bulunan herkes sarhoş
tavşanı arabadan kurtarma telaşındaymış. İtfaiyeci
pandalar, ambulanstan çıkan doktor, hemşire
köpekler derken yarı baygın, tamamen sarhoş bi halde
kurtarmışlar tavşanı. Sedyeye yatırılmış, nabzına,
kimlik bilgisine bakılmış.
Tavşanın çok zaman öncesinden kalma havuç
hırsızlığı, sahte niyetle insan dolandırma ve yasal
orandan fazla havuç suyu tüketmekten sabıkası
ortaya çıkmış.
Hastanede tedavisi yapıldıktan sonra önce kartallara
teslim edilmiş oradaki işlemler biter bitmez savcılığa
yani yavru aslana göndermişler göndermişler
ama aslanda onu ceza bile vermeden göndermiş.
Ama tavşan daha ay geçmeden yine kaza yapmış
yavru aslan izinli olduğundan yerine baba aslan
bakmaktaymış ve tavşanın eski dosyalarına bakarken
bir kez olsun hapse girmemiş olmasına şaşırmış.
Tavşan, aslana alkollü havuç sularını rüşvet olarak
teklif edince olay anlaşılmış ve hem tavşana hem de
kendi oğlu olan aslana müebbet hapis cezası vermiş.

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment