Dünya da akciğer kanserinden sonra en yaygın kanser çeşidi olan  meme kanseri günümüzde artık her 8 kadından 1’inde görülmektedir. Günümüzde birçok çalışmalar ve stratejiler yürütülse de ne yazık ki her bireyde aynı sonuç alınamamaktadır. Peki duymaya alışmış olduğumuz  meme kanseri hakkında neler biliyoruz?

MEME KANSERİ

Meme dokusundaki süt kanalını oluşturan ve süt bezlerindeki hücrelerin kontrolsüz olarak çoğalması sonucu tümör oluşumudur.

Meme kanserinin %80’i invaziv duktal karsinomdur. İnvaziv  duktal karsinomda meme kanseri hücreleri süt kanallarında oluşarak kanser süreci başlar. %20’lik kısım ise invaziv lobüler karsinomdur. İnvaziv lobüler karsinomda ise kanser hücreleri süt bezlerinden başlayarak  çoğalır.

İnvaziv olmayan meme kanserlerine aynı zamanda in situ meme kanseri de denir. İn situ terimi kanser hücrelerinin bir bölgeye sınırlı olduğunu ve meme içinde henüz yayılmadığını gösterir.

İn situ duktal karsinom (DCIS): süt kanalları içinde sınırlıdır.
İn situ lobüler karsinom (LCIS): süt bezleri içinde sınırlıdır.

Meme kanserine neden olan hücrelerin çoğalması ve büyümesi oldukça zaman alır. Ancak çoğaldıktan sonra hücreler lenf ve kan yoluyla vücudun diğer organlarına yayılabilir.

Meme kanserinde en önemlisi kanserin kan ve lenf yolu ile diğer organlara yayılmadan tanının konmasıdır. Bu aşamada konulan bir tanı ile tedavi oranı çok yüksektir. Bu nedenle meme kanserinde erken teşhis çok önemlidir.

  MEME KANSERİ RİSKİ TAŞIYANLAR

Meme kanseri en sık kadınlarda görülmektedir. Günümüzde her 10 kadından 1’ine meme kanseri teşhisi konulmaktadır. Meme kanseri kadınlara oranla erkeklerde çok nadir görülmektedir. Ancak hastalık geliştiğinde seyri kadınlarda görülen meme kanserine göre daha hızlı ve kötüdür. Her 100 meme kanserinin 1’i erkeklerde görülmektedir.

  MEME KANSERİ BELİRTİLERİ

Meme kanseri belirtilerini şöyle sıralayabiliriz:

  • Memede; genellikle ağrısız, sert yapılı, hareket ettirilebilen veya yerinden oynamayan, zamanla büyüyebilen yapıda ve karakterde ele gelen şişlikler.
  • Gözle görülebilir şekilde, meme boyutunda veya şeklinde değişiklik.
  • Meme cildinde kızarıklık, morluk, yara, damar genişlemesi, içeri doğru çöküntü, yaygın küçük şişlikler, portakal kabuğu görünüşü gibi noktasal çekintiler.
  • Meme başı ve çevresinde, renk ve şeklinde değişiklik, meme başında genişleme, düzleşme, içe çökme, yön değiştirme, kabuklanma, çatlaklar ve yaralar.
  • Meme başından kanlı veya kansız akıntı gelmesi.
  • Koltuk altında görülebilen, elle fark edilen ağrılı ya da ağrısız şişlikler.

 

 

MEME KANSERİ RİSK FAKTÖRLERİ

Meme kanseri risk faktörleri önlenebilir riskler ve değiştirilemeyen riskler olarak iki ana başlık altında toplanabilir. Önlenebilir riskler kişilerin yaşamlarında değiştirebileceği faktörler olarak sıralanabilir: Sigara ve alkol tüketimini azaltmak, hareketli bir yaşam oluşturmak, sağlıklı beslenmek gibi. Değiştirilemeyen riskler ise yaş, cinsiyet, yoğun meme dokusu, erken menstrüasyon dönemi ya da geç menopoz ile pozitif aile öyküsü olarak sıralanabilir.

Meme kanseri insidansı ve bu kansere bağlı ölüm oranları son on yılda düşmüştür. Ölüm oranının azalmasının nedenleri arasında meme kanserini daha erken evrede tanıyabilmek için yapılan mamografik taramanın etkinliği gösterilmektedir.

Taramanın meme kanserine bağlı ölüm oranını %25-30 oranında azalttığı saptanmıştır. Ancak ölüm oranının azalmasında bu kanser hakkındaki farkındalığın artması da etkili olmaktadır.

Ölüm oranının azalmasının ötesinde son beş yıldır meme kanseri insidansında da belirgin bir düşüş kayıt edilmektedir. Bu düşüş daha çok postmenapozal kadınlarda göze çarpmaktadır. Bu durum postmenapozal kadınların hormon replasman tedavisini eskisi kadar yaygın olarak kullanmamasına bağlanmaktadır.

Bu gelişmeler kadınların meme kanseri için varolan risklerinin saptanması ve mümkün ise bu risk faktörlerini yaşamlarından uzaklaştırmaları konusunu gündeme getirmektedir.

Bugün dünyada meme kanseri insidansının yüksek olduğu ülkelerde “risk analizi ve danışmanlığı” rutin sağlık hizmeti içerisinde yerini almaktadır. Bu ünitelerde kadınların rasyonel risk ölçümleri yapılmakta ve risk düzeylerine göre tavsiyelerde bulunulmaktadır. Etkin risk azaltıcı yöntemler arasında kemoprevensiyon ve profilaktik ameliyatlar yer almaktadır.

1995 yılında doğdum. Aydın Anadolu Lisesi'nde Comenıus Proje çalışmalarında broşür ve tanıtım dergi çevirileri yaparak okul çalımalarına katkıda bulundum. Yine lise döneminde şiir okumaları ve tiyatro incelemelerinde gençlik merkezi adı altında toplanan özel bir klüpte yürütücülük yaptım. 2014 yılında Bilecik Şeyh Edebali üniversitesi Moleküler Biyooji ve Genetik bölümünü kazandım. Bölümümüzün klübü olan GENE-CELL de 2014-2015 yılında çevirmen- yazarlık 2016-2017 yılında ise editörlük yaptım. Şu an TUBITAK Projesiyle kanser çalışmalarında proje yürütmekteyim. Moleküler Biyoloji ve birçok alt dallarda makale yazmaya ve çevirmenliğe devam ediyorum. Ve biriktirdiğim edebi yahut bilimsel çalışmalarımı Mornota da sizlerle paylaşıyorum. Okumaktan ve yazmaktan geri kalmayın dostlar. Sizi en iyi kelimeler ve kitaplar anlar.

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment