LoadingSonra oku
Son zamanlar da kendimi daha çok Mezopotamya ve Anadolu’da bulunan uygarlıkları araştırıp, merak ederken bulmaya başladım. Çünkü ne kadar okumalar yapsak da tarihi veyahut felsefi, o tarihin geçtiği toplulukları, onların yaşayışlarını, inanışlarını bilmediğimiz de; bildiğimiz her bilginin havada kaldığını düşünür oldum. Misal Platon ile ilgili yazılı mecra da her şeyi biliyor  fakat Platon nerede yaşamış, ne koşullar da yaşamış, toplum ve devlet yapısı nasıldı sorularına cevap vermediğimiz de Platon’u bütünüyle anlayamayacağımızı düşünüyorum. Hal böyle olunca Tevrat, İncil ve Kur’an okumalarından sonra İlk uygarlıklara geçmeye başladım. Sümer, Babil, Mısır derken bu işten acayip zevk aldığımı fark ettim.

Yaptığım okumalar da Sümerler ile ilgili en çok dikkatimi çeken Tanrı ve Tanrıyı algılayış biçimleri oldu. Şöyle ki Sümer dinin de bir insanın etrafın da gördüğü, hissettiği, düşündüğü ve hayal ettiği her nesne ve varlığın bir Tanrısı bulunmaktadır. ( Çok fazla tanrıcıkları olan bir dini yapısı bulunmaktadır.)  Bahsedilen nesne ne kadar önemliyse o nesnenin tanrısı da bir o kadar üstün vasıflara sahipti bu da tanrılar arasın da müthiş bir hiyerarşinin olduğunu göstermektedir.

Yine Sümer metinlerin de bu tanrıların yeme, içme, evlenme, çocuk sahibi olma, kıskançlık, nefret, hasta olmak, kızmak, öfkelenmek gibi bir çok insani özelliklere sahip olduğu görülür. Tanrıların sahip oldukları güçlerin belli bir kanun ve yasalara tabii olduğu da gözlemlenmiştir.
Sümerler Tanrılarını insan şeklin de düşünüp inanmışlardır fakat tanrıları tasvir ederken tanrısal simgeler kullanmışlardır mesela Nergal vahşi bir aslan ya da aslan – iblis şeklin de, Nabu ise yılan- ejderha şeklin de tasvir edilmiştir.
Sümerlere göre tanrıların insanlar gibi aile kurması hatta çocuk sahibi olması Sümerlerin yaşam ve kent hayatlarını da etkilemiştir. Çünkü Her kenti koruyan bir Sümer tanrısı vardır kent ne kadar gelişirse, koruyucu tanrısı da (Tanrılar hiyerarşisi için de) o kadar yükselirdi. Böyle önemli kentlerin tanrılarına diğer kentler de tapınır ve saygı duyarlardı.
Bir kent Sümer tanrısı, hem kentini korur hem de diğer tanrılar içerinde kendi kentinin sözcülüğü yapar ve savunurdu. Kent tanrıları ancak büyük meseleler ile ilgilenirler inanışa göre kent tanrılarının herkesle ilgilenebilecek kadar vaktinin olmadığı düşünülürdü. Kent tanrısı o kentin tüm insanlarının ihtiyaçlarına, sorunlarına yetişemeyeceği için her ailenin koruyucu ve sıkıntılarını giderek bir tanrısı olurdu. Yani insanlar hem kent tanrısına hem de kendi aile tanrılarına karşı sorumluluk içerisin de olurlardı.
Sümerler de her insan, kutsal mabet ve Zigguratların yapımın da çalışmak, onlara adak sunmak ve törenlere katılmak zorundaydı. Sümer de yaşayan bir insan herhangi bir konu da tanrının görüşünü öğrenmek isterse rahiplerin yanına gider onlardan rica da bulunur tanrı ve kendisi arasında aracılık yapması için. Bu durumda da kurban keser, kurbanın karaciğerin de ki bazı işaretlere göre rahip sonuçlar çıkarır. Bu sonuçların ne manaya geldiğini mabetler de bulunan tabletlere bakarak çözümlerlerdi.
Tanrılar da yetki ve sorumluluklarına göre çeşitli gruplara ayrılmaktaydı. En büyük yedi tanrısı An, Enlil, Enki, Ninhursag, Nanna-Sin, Utu, İnanna ‘dır. Sümerlerin elli ilahtan oluşan büyük tanrıları, yaratıcı güce sahip olmayan tanrılar, diğer tanrıların mahiyetinde bulunan ilahlar ve bunların dışında kalan bütün tanrılardan oluşuyordu.
An, Enlil ve Enki’nin diğer tanrılara oranla daha baskın olduğu bilinir.  Evrenin unsurları bu üç tanrı da karakterize olmuştur. Gökyüzü, yeryüzü ve etrafı çevreleyen sular bu üç tanrının sorumluluğunda idi. Hava, su, toprak mantığı ile bakıldığın da Sümerlerin evren ile ilgili düşünceleri ve maddenin ana unsurlarından türettikleri kabul görür.  Sümerlere göre nasıl ki evrenin varlığı için hava, su ve toprağa ihtiyaç varsa ilahi sistemin tam bir şekilde işlemesi için de bu üç tanrı ile mümkün olabileceğini düşünmüş ve inanmışlardır.

Sümerlerin Yedi Büyük Tanrısı

1. An (Anu)
Sümerler An, Akadlar Anu şeklin de isim vermişlerdir. An gökyüzü anlamına gelmekteydi. An, ilk hareketin oluşmasını sağlayan tanrı olarak kabul edilmiştir. Tanrıların Babasıismiyle tabletler de geçtiği görülmüştür. Diğer tanrılara oranla daha çok soyut özellikler taşımaktadır. Tanrılar içerisin de önemli yere sahip olan Enlil, Enki ve İnanna An’ın çocukları olarak kabul edilmiştir.
Sümerlerin matematiksel hesapları altmışlık sayı sistemine göre düzenlenmiştir. Matematik de olduğu gibi evrende de bütün nesneler ve eşyalar altmışın katlarına göre hesaplanır ve düzenlenirdi. Bir nevi ebced hesabı da denilebilir. Bu sayısal değerlendirme tanrılara da uygulanmıştır. Mesela An’ın matematiksel değeri en yüksek değer olan altmıştır.
Yukarı da bahsettiğim üzere her tanrının bir kent’i vardır An’ın kenti ise siyasi ve kültürel açıdan en çok zirve de bulunan Uruk‘tur.
Sümerlere göre An anlaşılmaz, kavranılmaz ve uzak gibi sıfatlarla nitelendirilmiştir.
2. Enlil (Nunamnir)
 
Enlil, sümer tabletlerin de Nunamnir, Akadlar da Ellil denilmekteydi. Enlil’e evrenin hükümdarı, bütün ülkelerin hakimi gibi sıfatlar verilmiştir. Sümer inançlarına göre evrenin düzenini ve her şeyin kökenini oluşturup bütün bunların bağlandığı temel yapılar olan Me‘nin evren üzerin de hakim gücü olduğu kabul edilir. İnsanların mutluluğu için tohumlar bulan, onların büyümesini sağlayan ilahın Enlil olduğuna inanılmıştır.
Sümer krallarına hakim oldukları toprakları veren tanrının Enlil olduğuna inanılır. Eğer Enlil, bir kralı beğenmez ve onun yok edilmesi gerektiğine inanırsa diğer kentlerdeki kral ve yöneticileri harekete geçirir ve kralın yönetimine son verdirir. Enlil’in kenti Nippur idi. Enlil’in sayısal değeri ellidir.
Enlil’e atfedilen ilk tanrısal güç, evrenin kozmolojik yapısının oluşumun da göstermiş olduğu etkidir. Enlil yerle göğü ayıran babası An’ın göğü, annesi Ki’nin ise yeri almasından sonra bu ikisinin arasında insanları yaratıp uygarlığı başlatan tanrı olarak bilinir.
3. Enki (Ea)
 
Babiller tarafından Ea ismiyle anılmıştır. Yer altı sularının tanrısı olarak bilinen Enki’nin kent merkezi Eridu‘dur. Enki’nin insanoğlu yaratılmadan önce Apsu’ da yaşadığına inanılır. (Apsu: yer altında bulunan tatlı sulara verilen isim) Enki’ye verilen sayısal değer kırktır.
Enki’nin en önemli özelliği tanrılar arasında en çok bilgeliğe ve akla sahip olmasıdır. O, kendi meselelerini akıl ve kurnazlığı ile hallederdi bu yüzden ona kurnaz tanrı Enki denirdi. Sümerler ona bilgelik, deniz ve ırmak tanrısı gibi vasıflar da yüklemiştir.
Enki tanrılar içerisin de anlaşılması en zor olan tanrıdır. Karmaşıktır. Tabletler de üstün özellikleri anlatılırken bir yan da yeren bir çok olumsuz özellik anlatılmaktadır.
4. Ninhursag (Nintu)
 
Yazgıları belirleyen yedi tanrıdan dördüncüsü Ninhursag‘dır. Sümerler Ninhursag’ı büyük toprak ana olarak isimlendirir ve buna göre ibadet ederlerdi. Sümerler haricinde Asurlular ve Babilliler tarafından da tapınılan bir tanrıça olmuştur. Sümer mitolojisin de tanrıların annesi olduğu ve bir çok tanrı ve tanrıçayı doğurduğuna inanılır.  Mezopotamya bölgesinde ki krallar kendilerini Nninhursag’ın emzirdiklerini söylediklerin de siyasi otoritelerine büyük bir dini güç de eklemiş olur ve kendilerini insan üstü özelliklere sahip olduğu algısı oluştururlardı.
Tanrıça Ninhursag’ın kült merkezi Adab şehri idi. Bu kentte E-mah tapınağında ibadet ederlerdi.
5. Nanna-Sin (Sin)
 
Sümerler ay tanrılarına Nanna, Nannar ve Suen diyerek seslenirlerdi. Nanna-Sin, Enlil’in oğludur. Sümer teolojisine göre, cehennem de olduğu için karanlığı benimser ve gelen yardımlardan olabildiğince uzak durur. Ur kentinin koruyucusu ve tanrısıdır aynı zaman da. Zamanı belirleyen tanrı olarak bilinir. Nanna-Sin’ e atfedilen en önemli özellik ise, yeryüzünde yaşayan kralların yapmış yanlış işler karşısında büyük bir intikamla hareket etmesi ve onları cezalandırmasıdır. Nanna-Sin’ e verilen sayısal değer otuzdur.
6. Utu (Şamaş)
 
Sümerler Utu, Akadlar ise Şamaş adını vermişlerdir. Sümerlere göre Utu, adaletin, hukuk ve kanınların, düzen ve intizamın tanrısıydı. Güneş tanrısı Utu, güneşin aydınlığı ile bitkilerin büyümesini sağlamak, insanların dünyasını aydınlatmak, bütün canlılara sıcaklık vermek için her gün doğu dağlarından gelerek dünya üzerinde her yere ulaşır akşam olunca da batı tarafına ölüler diyarına gittine inanırlardı.
Sümer inancında ay tanrısı Nanna-Sin’in oğlu olduğuna inanırlardı. Utu’nun sayısal değeri yirmiydi. İki tane şehri bulunmaktadır Bunlardan birincisi Sümer’deki Larsa şehri ötekisi ise Akadlara ait Sippur kenti idi.
Sümerlerde Utu’nun hergün göklerde belli bir düzen ve istikamette ilerlemesinden dolayı her şeyi gördüğüne, duyduğuna bu yüzden de adalet, doğruluk, düzeni en iyi sağlayacak olan tanrının Utu olduğuna inanılırmış.
Utu, aslında ilahi bir yargıçtır.
7. İnanna (İştar)
 
Çivi yazılı tabletlere göre, gökyüzü tanrısı An‘ın, Enlil‘in veya ay tanrısı Nanna-Sin‘in kızı olduğuna inanılır. Güneş tanrısı Utu ve yer altı dünyasının kraliçesi Ereşkigal, İnanna’nın kardeşleridir. Tanrıça İnanna’nın tapınağının ismi E-na Gökyüzünün EviAnlamındadır ve bu tapınak Uruk’ta bulunmaktaydı. İnanna, An’dan sonra Uruk’un en önemli ilahesiydi.
İnanna gerçekten çoğu kültür ve topluma işlemiş bir tanrıdır. Yahudiler de Astarte, Yunanda Afrodit, Roma’da Venüs gibi isimlerle özdeşleştirilmiştir. İnanna güzelliğin, çekiciliğin, hırsın, kavganın bereket ve çoğalmanın tanrısıdır. Sümer’in en kurnaz tanrısı Enki’yi bile kandırabildiği tablatler de yazılmıştır.
Kursal evliliğin oluşmasında da çok etkili olmuştur. Sümerlere yardım eden bir tanrıça olarak karşımıza çıksa da daha sonra birçok sevgi ilişkisi olan  fakat hepsine de bir şekil de zarar veren, bir tanrıça olarak betimlenir. Örnek vermek gerekirse Gılgamış, İnanna’ya
”… Sen soğukta ısıtmayan bir örtüsün, sen rüzgara ve fırtınaya mani olmayan uydurma bir kapısın, sen üstüne örtüleni altında ezen bir fil derisisin, sen içinde toplantı yapan kahramanların üstüne çöken bir saraysın…Sen taşıyıcısının üstüne boşalan bir kırbaçsın, sen taşı duvarı çatlatan bir kireçsin, sen düşman ülkesini cezbeden bir yemişsin sen sahibini sıkan bir ayakkabısın… Dostlarından hangisini ebedi sevdin…” şeklinde seslenmiştir.
İnanna, matematiksel sistemde on beş sayısıyla ifade edilmiştir.
Diğer önemli tanrılar: Annunnaki ve İgigiler, Ereşkigal, Ningirsu, Nergal, İşkur, Nanşe, Namtar, Gibil, Aruru, Ningal, Dumuzi, Gılgamış ve diğerleri.

Sonuç olarak;

Sümer dini, evren ile ilişkilendirilmiş bir dindir. Tanrı anlayışları evrenin etrafında dönmüştür. Sümerler tanrılarının olağanüstü güçlerini gösterirken olumsuz yönlerini göstermekten de çekinmemişlerdir. İnsani zafiyetlere sahip olduğuna inanmışlardır. Her tanrının kendi kült şehri konumuna göre sayısal değeri ve alametleri çeşitli simgeler ve tasvirlerle aktarılmıştır. Tanrılarının efendiler ve köleler şeklinde sınıflandırılmış olmasın da kendi siyasi ve sosyal yaşamlarından etkilendikleri görülmektedir.

Sümerleri tanrı anlayışlarında siyasi ve toplumsal olaylara göre değişiklik göstermiştir bu durum da siyasi olarak güçlü olan kentlerin dini açıdan da güçlü olmasını sağlamıştır.
Sümerler de tanrı için kullanılan ”Dingir” kelimesi Geleneksel Türk dinin de kullanılan
” Tengri”  kelimeleri aynı kökene dayanmaktadır.
Kaynaklar
İnanna’nın Aşkı, Muazzez İlmiye Çığ
Uygarlığın kökeni Sümerliler, Muazzez İlmiye Çığ
Sümer Mitolojisi, Samuel Noah Kramer

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment