içinde

İç dökmeler, mektubumsu bir şey ve bir elveda

photo 1575931953324 fcac7094999e 1

Bana niye yaptın bunu? Bu ağırlık geçmiyor. Aldığım nefes yük. Bana niye bunu yaptın? Madem gidecektin niye kalmak istediğine inandırdın beni? Bırakıp gitseydin. Canım daha az acıyordu o zaman. Ölmemiştim o zaman. Bana bunu niye yaptın?

Ben sana ne yaptım? Ben sana ne yaptım yahu ben sana ne yaptım? Niye bana reva görüyorsun bunu, ben sana ne yaptım? Bak, sana bile bağırmıyorum. Kendi göğsümü yumruklamaktan mosmor etim. Ben sana ne yaptım?

Düşmanın mıyım ben senin? Bana bunu niye reva görüyorsun? Gelsen şimdi, hiçbir şey söylemeden gelsen ben seni mosmor etimde uyuturken geçiririm o morlukları. Ben kendime bunu yaptım. Bana yazıklar olsun.

Allah beni kahretsin! Ben sana hala kızamıyorum. Parça parça etim, bak. Kanamam durmuyor. ‘Neden?’ diye sorarken bile bahane buluyorum sana. Allah beni kahretsin! Ben yapamıyorum. Sen bana bunu nasıl yapıyorsun?

Ömür dediğin çok kısa. Yokluğunda daha da kısalsın diye uğraşıyorum üstelik. Bu gece ölebilirim. İnsaf et artık. Hiç mi sızlamıyor vicdanın? Al bak, vicdanım senin olsun. Ben gittikten sonra bakarsın.

***

Ben ellerimi bir yere koyamıyorum. Gözlerimi bir yere sığdıramıyorum. Bir sigarayla diğerini yakıyorum. Peş peşe iki sigara içtiğimde kızardın bana. Neredesin?

Küllüklerini kendimi öldüreyim diye bıraktın, artık biliyorum. Ben kendimi yavaş yavaş öldüreyim diye. Bunu birden yaparsam ihale sana kalır diye.

Ben de sende en sevdiğim kedili çantamı bırakmıştım. Gördüğünde için yumuşar, duvarların incelir belki, gelirsin diye. Görmezmişsin, bilemedim. Benim gözlerim senden başka her şeye körken sen bana körmüşsün, göremedim. Saçlarımı okşarken gideceğin anı planlıyormuşsun, bilemedim. Bana neden yaptın bunu? Gideceksen neden kalmak ister gibi yaptın? Bak açtım kapılarımı, göğsümü. Gel diye bekliyorum. Neredesin?

Gittiğinden beri yatağın sağ tarafında yatamıyorum biliyor musun? O tarafa dönmüyorum bile bıraktığın boşlukla karşılaşmamak için. Ama battaniyeyi özellikle o tarafa örtüyorum istemsizce. Sanki oradaymışsın gibi, üstünü örtüyormuşum gibi. Her gece yokluğunla uyumak çok ağır. Neredesin?

Kalbim sıkışarak, nefesim kesilerek, ağlayarak uyandım. Neredesin?

Bir akşam migrenim tutmuştu da ilaç etki edene kadar beni dizine yatırıp saçlarımı okşayıp şiir okumuştun usul usul, beni rahatlatıyor diye. Uyanmayayım diye kıpırdamamıştın bile. O zamandan beri hiçbir ilaç migrenimi geçirmiyor. Neredesin?

Sen gittikten sonra beraber seçtiğimiz mayoyu aldım. İlk kez denize girdim bugün. Üstümde seçtiğimiz mayo. Halbuki senenin ilk denizine beraber girecektik. Kimselerin olmadığı bir koya çekecektik arabayı. Sandviç yapacaktık. İçecek, yüzecek, sevişecektik. Sonra tekrar ve tekrar. Bugün içim her zamankinden fazla acıyor. Neredesin?

Kapım açık, soğuk oluyor geceleri. Neredesin? Kapımı açık tutmaktan dermanım kalmadı, yıkılmak üzereyim. Neredesin?

***

Ben bu kadar acıya dayanamıyorum. Sen nasıl dayanıyorsun, söyle. Senin canın hiç mi yanmıyor? Hiç mi aramıyor gözlerin beni? Hiç mi aramıyor ellerin ellerimi? Hiç mi özlemedin sesimi? Ben senin sesini bir kez daha duymanın karşılığında sağır olmaya razıyım. Sen böyle nasıl? Kokunu bir kez daha içime çekebilmek için dünyayı yakarım. Sen hiç mi yanında aramadın beni?

Bir bıçak durmaksızın içimi oyuyormuş gibi canım yanıyor. Görmezden gelmek için her şeyi yapıyorum. Bir dursam düşüceğim o oyuğa, biliyorum. O yüzden sürekli koşuyorum. Ama insan kendi içinin oyuğundan nasıl kaçabilir ki?

***

Ben kimsenin vazgeçemediği, yanından gidemediği olamadım ama senin olurum sanmıştım. Canımı bu kadar yakan bu işte. Senin olamayaşım.

Sana içimdeki bu zehri akıtacak, bana nefes olacak bir şey söyle diye yalvardım. Sustun. Susuşunu aşamıyorum.

Herkesin bir kırılma anı olurmuş hayatta. Benimki sen oldun. Umarım mutlusundur kırıklarımdan. Ben ayağa kalktığımda bir daha aynı olmayacağım. Umarım mutlusundur.

***

Seni çok özledim. Başka cümlem yok artık. Sadece bu. Çok özledim.

Yine de,

Elveda.

Ne düşünüyorsun

Sarı Yazar

Yazar Ezgi Esra Durğut

Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu. Hayatta yazmaktan başka çıkış bulamayanlardan, kelimelerle sığınak yapanlardan. Herkes kadar yalnız, herkes kadar kalabalık bir kaç cümleden ibaret.

Yıllık üyeÇalışkan

Bir cevap yazın