Hep mavi kalacak söz veriyorum. “Menekşe’ye Mektuplar”

Şu içimizdeki yasaklı aşkı nasıl söndürebiliriz ki? Bize bir makber açsalar, girsek içine usul usul. Bu dünyadan, yasaklardan, gerçeklerden çok uzaklarda olsak. Bu sevdamızı arşinleyebilir miyiz dünyadakilere? Sesimizi duyan olmaz mı hiç? Birleşince güçlenen sevdamızın hiç sesi çıkmaz mı?

Boynumuzu büktük aşkım, büktürdüler. Kaderimize sessizce razı olduk; sesimizi çıkartmadan. Bu yasağa, yaşanması zor olan hayata karşı durabilecek ne cesaretimiz ne mecalimiz kaldı. Susup gelip geçen zamanı bile teselli edemedik. O kadar sessiz kaldık ki aşkım bizi duyan olmadı.

Bu içimde tuttuğum bela. Bu söndürülmesi imkansız olan yangın! Nasıl sönebilir aşkım? İmkansız sevdamız ne kadar susabilir? Yoksa bizim olan sevdamız hep susmaya yüz mü tutuyor?
Sen boş ver onları. Gökyüzü bizim, her an masmavi. Ta ki sen gidinceye kadar. Sonra oturur kalırsam tek başıma, dudaklarım titrer Orhan Veli gibi: “Yalnız bende değil yalnızlık hali, deniz de karanlık gökyüzüde.” Gitmediğin vakitlerde; birinin elini tutmadığın an gökyüzüne bak aşkım. Hep mavi kalacak söz veriyorum.

Şimdi gelsen yanıma, açsan kollarını, yine gülsen yüzüme, gözlerin değse gözlerime, sesini en derinden alsam kulaklarıma, işlesen içime her hücreni; o zaman yalnızım diyebilir miyim hakikata? Bu dünya öyle çekilir bir hale gelirdi ki… Ne Maria’ya takılır aklım ne acıya ne de belaya. Ah bir gelsen! Unutsak yasaklı aşkı. Unutsak çaresizliğimi, boşvermişliğimi bu hayat öyle güzel olur ki… Kızma bana ne olur. İmkansızı bende sevmem. Fakat imkansızlığım sensin benim. Ben sende olan her şeyi sevdim bitanem.
Ne olur bana söyle. Bu imkansızlıkta bitecek de ama nasıl inanayım? İnanamam ki… Bu kadar inancım yok benim. O kadar inanmam gereken şeyler varken ve inanıyorken kavuşmamıza inanamam ki.

Biliyorum, her şeyin farkındayım sevdaluk! Başka birini elini tutuğunda; yüreğini ona açtığında; merhamet dolu sevgini başkası taddığında unutmuş olacağım seni. Bu yazdığım; yüreğimden kanayan sözleri sana yazdığımı unutmuş olacağım. Belki de seni unutup; ‘seni unutmak ne güzel bir şey değil mi?’ diyeceğim.
Varsın öyle olsun; bizim sevdamız da böyle olsun meleğim.

Evren Sarı
"Kafamın içinde dönen, bir türlü kimselere anlatamadığım dünyayı anlatmak için yazıyorum." 18 yaşında kendini geliştirmekte olan bir genç yazar. Asıl amacı; kilometrelerce uzaktaki insanların yüreğine, ruhuna dokunabilmektir. Varoluşçuluğu benimsemiş yazara edebiyat camiasında "Düşünen Adam, Bohem, Ölüm Yazarı" gibi lakaplar takılmıştır. "Düşünen Adam, Bir Şair Adamın 118 Günlük Öyküsü ve Çaresiz Adamdan Uzak Diyarlara Mektuplar" kitaplarını yazmıştır. Ona sosyal medya hesaplarından ulaşabilirsiniz.

Kimler Neler Demiş?

Please Login to comment